hikayenin en başı
Merhaba! Benim adım Naz. Bu bloga 22 Kasım 2011, Salı günü 19.30 civarında başlıyorum. Niye böyle bir şeye başlıyorum diye sorarsanız, anlatayım biraz. Ama en başından..
1987 Kasım doğumluyum. Bahçeşehir Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı bölümünü 2009 yılında 2. olarak bitirdim. Geçen haziran ayında da Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve İletişim Tasarımı bölümünde yüksek lisansımı bitirdim. Çok yorulmuştum, bu yaz iş aramayayım, yaz sonunda başlarım dedim. Yine de freelance çalışmaya başladım. Ağustos ayında iş başvuruları yapmaya başladım. 3 basamaklı sayılarda iş başvurusu yaptıktan sonra ve sadece 2 tanesine çağrıldıktan sonra (ki onlardan da çok olumlu sonuçlar almadığım bir gerçek sanırım) durumda bir tuhaflık olduğunu kabullenmeye başladım. Freelance çalışmaya devam ediyorum, iş aramaya da. Bana başvurduğum yerlerden “Senin hiç ajans tecrüben yok” diyorlar genelde. Sanırım iş bulamamamın nedenlerinden biri bu. Ama şöyle de bir durum var; eğer birine hiç fırsat vermezseniz tecrübesi olmasını nasıl beklersiniz? İşte bizim sektör böyle paradokslarla dolu. Eminim diğer sektörlerde de vardır böyle bir şeyler..
Evet, derdimden biraz bahsettikten sonra gerçek konuya geleyim. Ben evde oturmaya uygun bir insan değilim. Canım sıkılıyor. Gündüz kuşağı televizyonunu asla izleyemiyorum. O acaip şeyleri görünce bileklerimi kesesim geliyor. Kendime normalde yaptığım şeyler dışında bir uğraş bulmaya karar verdim. Ben pasta, kek vb. yapmayı çok seviyorum. Eskiden de böyleydi bu. Rahatlıyorum ve mutlu oluyorum.
3 gün önce Starbucksta Very Berry muffin yedim ve yerken gökyüzüne çıktığımı hissettim. Ben de yapacağım bundan dedim. Sonra 2 gün önce doğumgünümde en yakın arkadaşlarımdan biri bana içi gökkuşağı renkleri olan çikolata parçalı inanılmaz bir pasta yapmış. Ona da çok enteresan duygular besledim. “Bundan sonra her gün bir şeyler pişiricem ulan!” dedim ve kendime bir tatlı kitabı ve bir defter aldım. Yaptığım şeyleri kendi notlarımla oraya yazmaya karar verdim. İnternette de binlerce yemek ve tarif blogu var. Oralardan da denediğim tarifleri aynı şekilde kişiselleştirmeye ve yeniden yazmaya karar verdim. Ve bugün, ilk başarımdan sonra (very berry muffin
) bu blogu açmaya karar verdim.
Burada sadece tarifler olmayacak. Hepsi deneme yanılma yoluyla onaylandığı için karşılaştığım durumları ve çözümleri de yazacağım. Ayrıca başarısızlıkları da. Tahminen sadece yemek blogu da olmayacak burası çünkü ben konsantrasyon sorunu çeken bir kızım ve arada bambaşka şeylerden de bahsedebilirim. Küfürlü de konuşabilirim. Burası otosansür uygulanmayacak bir alan. İstediğim gibi. Bana ait. Yepyeni bir macera olacak bu blog. Böyle bilinsin istiyorum.
Mutfakta sürrealim, sakarım, terbiyesizim ama mutluyum.
Diğer şeylerim de şunlar bu arada:
http://pirpirnazisnotyourbitch.wordpress.com (bu yüksek lisansımda tuttuğum kişisel blogum)
http://nazakyar.com (bu kişisel sitem ve portfolyom)
http://ikihikaye.com (bu da master projem)
